27 Nisan 2013 Cumartesi

Hanımeli eşliğinde...

Hanımeli kokularının eşliğinde, yine, yeniden;

Merhaba Dostlar!!!

Keyifli ve hareketli bir günün bitiminde bloğumdayım yine. Bugün sabah temizlik yapayım diye güne günaydın dedim, ancak Seferihisar'da hummalı bir alt yapı çalışması var, bu çalışmalar esnasında su borusunun patlaması sonucu susuz kaldık, benim temizlik yapma arzumda boş çıktı.

Neyse ki günüm boş geçmedi, kuruyan kekiklerimizi, nanelerimizi, biberiyelerimizi ayıkladık, ufaladık, kavanozlarına doldurduk. Gelin-görümce akşama dek mis kokulu faaliyet yaptık. Bütün evin içi kekik, nane, biberiye kokusu ile doldu.

Baharın en sevdiğim yanı bu mis kokular ve sabahın erken saatinde kalkıp, bir fincan çay ile bahçeye çıkmak, bugünde aynısını yaptım, aldım çayımı ve fotoğraf makinamı çıktım bahçeye, bir taraftan çayımı yudumladım, bir taraftan da Haymatlos'un bahçesini fotoğrafladım. Birazdan sizlerle paylaşacağım o fotoğrafları...

Bunlar bizim bugün ki faaliyetimiz, kekik, biberiye, nane...



  BİBERİYE
Ballıbabagil'ler familyasından olan ve kuşdili otu olarak da bilinen biberiye kışın yapraklarını dökmeyen bir bitkidir. Yapraklarından ve çiçeklerinden yararlanılır, süs bitkisi olarak ta kullanılır.

 
 
KEKİK

Mayıs-eylül ayları arasında çiçek açan çok yıllık, çok dallı, odunsu ve küçük çalımsı bir bitkidir. Yol kenarlarında kurak bölgelerde, bilhassa dağlık yerlerde çok rastlanır. Yapraklarından yararlanılır.



NANE


Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur. Nane çok yıllık 30-90 cm boyunda, hafifi tüylü oldukça sık çatallaşan, gövde, esmerimsi kahverengimsi renktedir. Yaprak, sap ve çiçeklerinde mentol, menton, jasmon vb. maddeleri içeren uçucu yağ ile tanen, reçine, acı bitki esansı ve bazı organik maddeler bulunur.
 



 
Bitkilerle ilgili bu tür paylaşımları yaparken  bu tür konularda çok bilgiye sahip olduğumu vurgulamak veya  birilerine bir şeyler öğretmek gibi bir niyetim yok, olamaz da. Ben yalnızca kendi yaşadığım tecrübelere dayanarak nacizane düşüncemi belirtirim.

13 yıldır verdiğim mücadelede ben doğada yetişen, doğada var olan, doğada nefes alan her canlının, her bitkinin yadsınamayacak faydasını gördüm. Toprak, yağmur, güneş, bulut, kar, gökkuşağı bunlarında sağlıklı yaşamdaki katkısını elbette ki yok sayamam, en azından kendi sağlığım üzerindeki olumlu etkilerini yok sayamam.

Bence soğuk, sıcak, bulutlu, bulutsuz, yağmurlu, karlı, hava durumu ne şekilde olursa olsun yeni doğan güne "MERHABA" diyebilmek kadar güzel ve değerli bir şey yok yaşamda...