27 Mayıs 2013 Pazartesi

öylesine geçmiş günler...

Sağlıklı, huzurlu, başarılı bir hafta geçirmeniz dileğimle;

Günaydın Dostlarım...

Umarım hafta sonunuz sağlıklı ve keyifli geçmiştir... Ben haftayı ve hafta sonunu keyifsiz geçirdim. Kızım zor günler geçiriyor, evlat işte tırnağı taşa değse ana yüreği sızım sızım sızlıyor... Bir kez daha yaşadım ve gördüm ki bana yaşama gücü veren, bana mücadele gücü veren kızım, kızım iyi değilse ben hiç iyi değilim. Günlerdir aptal aptal dolaşıyorum, ele alınacak hiç bir şey yapmıyorum, yapamıyorum, içim hiç bir şey istemiyor...

Kızım için yüreğim sızlarken, çok çok sevdiğim bir arkadaşımın oğlunun vefat haberini aldım, yavrum 35 yaşında evli, beş yaşında dünya tatlısı bir oğlu var, tam da işini, gücünü yoluna koydu, şirketi büyüttü, yeni şube açtı, arabasını yeniledi, artık rahatım diyeceği zamanda, oğlunun kendisine ihtiyacı varken, işyerinde otururken sinsi kalp krizi gelmiş almış yavrumu... O anne nasıl dayansın evlat acısına, o evlat nasıl dolduracak yüreğindeki, yaşamındaki baba boşluğunu.....

Allah kimseyi evladı ile ağlatmasın...

Sabah sabah ve haftanın ilk günü negatif enerjimle boğdum sizleri de dostlar. Hep böyle oldu ben içim de yaşadıklarımı yazarak rahatlıyorum, günlerdir de yazmadığım için, böyle klavye başına geçip harfleri görünce içimi boşaltmak, rahatlamak istedim.

Bahçede dolaştım bol bol, ne örgü ördüm, ne kağıt kıvırdım, ne ahşap zımparaladım. Boylanan domates ve biber tohumlarını aşırdım, çapa yaptım biraz, bitkileri sevdim.
Portakallar, mandalinalar, limonlar  fındık kadar oldular, onların fotoğraflarını çektim onları paylaşmak istiyorum sizlerle.




Her sabah güne günaydın dediğim hanımellerimi bile görmüyor gözüm günlerdir...



henüz minicikler meyvelerimiz, ama çok sevimli değiller mi?



 
 

 
salatalıklarımız coştu, bir kökte en az dört salatalık, küçücük boylarıyla onları nasıl taşıyacaklar bilmiyorum.



domateslerde çiçeklendi, yakında onlarda minicik minicik bakmaya başlarlar.


 
marullar göbeklendi, şansımıza cinsi güzel çıktı, yerken çocukluğumda yediğim marulların tadını alabiliyorum.



bizim bahçede yer gök kırmızı ve yeşil, bahçeye çıkıp gökyüzüne ir bakayım dediğinizde yeşil ve kırmızının arasından masmavi gökyüzü ve güneşi görüyorsunuz.



bahçemize kırmızı karlar yağmış, o kadar çok çiçek yaptı ki nar ağaçlarımız, sanki kırmızı kar yağmış gibi bahçeye.
 
 

 
bunlarda kokulu ve satsuma mandalinalarımız, onlarda mini minicik.


 

doğanın insana verdiği huzur ve rahatlama duygusu bam başka, birisi küçük dört operasyon, kemoterapi, yeşil reçete ilaçlar, her şeye rağmen böyle ayaktaysam bunda bu bahçenin ve doğanın etkisi yadsınamayacak kadar çok...