11 Mayıs 2013 Cumartesi

Hanımeli kokuları ve görüntüleri eşliğinde;

Merhaba...


 
Bahçenin en güzel görüntülerinden biridir, Nar ağacının çiçekleri, yeşil ve kırmızının dayanılmaz birlikteliği...
 
 
 
Güne gözlerini açtığında bu güzellikleri görebilmek bence bir şans, bir ayrıcalık. Bu şirin ege kasabasına geldiğimde ilk bir yıl çok zorlanmıştım, gece, gündüz, her anımda, her saniyemde aklımda hep Ankara vardı, Ankara' ya duyduğum özlem vardı...

 Diğer yan da can babamın vasiyeti vardı bu kasabada annem ve kızımla yaşamamı vasiyet etmişti... Bir yılın sonunda şöyle bir dönüp arkama baktığımda ben de inanamadım, öylesine alışmış, öylesine sevmiştim ki o zamanların küçük, şirin, medeniyetten uzak ege kasabasını. Şimdilerde o küçük şirin kasabadan eser kalmamış olsa da benim evimin bahçesi mini minnacık bir cennet, hele bahar aylarında bu güzel görüntülere bir de kokular eşlik ediyor ya işte o zaman yeniden, yeniden, yeniden can buluyorum sanki...  Belki de son yıllarda verdiğim tüm bedensel kayıplara rağmen bedenim bu minik cennet misali bahçeden güç alarak ayakta duruyor...

Sabah kahvaltılarında bahçeden bir dal taze kekik, bir dal taze nane, bir dal taze biberiye toplanıp domatesin üzerine doğranır yanına yine bahçeden toplanan mis kokulu bir salatalık dilimlenir, bunlara birde peynir eklenirse işte enfes ve sağlıklı bir kahvaltı.... Semiz otlarımızda yavaş yavaş boylanmaya yüz tuttu, bir aya kadar artık biberimizi, domatesimizi de bahçeden toplar oluruz...
Pazardan, manavdan aldığım semiz ile bahçemden topladığım semiz arasında büyük bir lezzet ve tat farkı var, kendi bahçemden topladığım semizi yerken farklı, hoş bir aroma tadı hissediyorum, kimyasal hiç bir madde kullanılmıyor bahçe bakımında, gübresi bile bahçeden toplanan bahçe atıkları ile doğal yapılıyor, belki de ürünlerin bu kadar lezzetli ve hoş aromalı olmasının sebebi budur...

Keşke babam yaşarken de bu denli sevebilseydim bu bahçeyi..............

Mis kokulu, sağlıklı, keyifli hafta sonlarınız olsun :-)