13 Mayıs 2013 Pazartesi

Çocuk Gelişiminde Oyun Ve Oyuncağın Önemi...

Oyun ve oyuncağın çocuklarımız üzerindeki etkileri konulu yazı dizimize devam ediyorum...
 

Oyunun Çocuğun Fiziksel ve Psikomotor Gelişimine Olan Etkileri;
Oyun sırasında çocuğun bütün bedeni hareket eder. Oyun sırasında çocuğun büyük ve
küçük kasları kasılma, gevşeme ve esnemelerle sürekli çalışma halindedir. Özellikle
hareketli oyunlarda kalp atışı, kan dolaşım hızı ve solunum normalin üzerine çıkar. Bu
sayede kana bol oksijen geçer ve kan akışı yoluyla dokulara daha çok oksijen ve besin
taşınır. Vücut, oyunda terler. Böylece bedendeki zehirli atıklar dışarı atılır.
Oyun yoluyla enerjisini boşaltan çocuğun uykusu düzene girer ve iştahı ılır. Ayrıca
ık havada oynan oyunlar, güneşten ve temiz havadan yararlanmasını sağlayarak bedensel
gelişimini hızlandırır.
 
 
Yukarıdaki resimde de görüldüğü gibi oyun sırasında çocuğun büyük ve küçük kasları kasılma,gevşeme ve esnemelerle sürekli çalışma halindedir.
 
Çocuktaki psikomotor gelişim, öğrenmesi, büyümesi ve gelişmesiyle ilgilidir. Oyun,
başlıca psikomotor yetenekler olan güç, hız, dikkat, eş güdüm (koordinasyon) ve esnekliğin
gelişmesi için ideal bir ortamdır.
 
 

Yine yukarıdaki resimde görüldüğü gibi oyun, çocuğun dikkat gelişiminde yardımcıdır.
 Oyun yoluyla çocuğun hareketlerini kontrol altına alma becerisi geliştirir. Oyunda
hareketlerin ardı ardına sıralanması ve tekrarı, vücut performansını artırır. Kaslar,
tekrarlanan hareketleri ezberler. Bu da günlük hayatta çocuğun hareketlerine serilik veçeviklik katar. Oyunlarında farklı birçok araç, gereç ve eşyayı kullanarak becerilerini
geliştirir ve gücü artar. Yoğurma maddeleri ile oynayarak el-göz koordinasyonunu geliştirir.
Atlama, koşma, yürüme hareketlerini yaparak denge ve hız kazanır, organları arasında uyum
gelişir. Dikkat süresi uzar. Sürekli yaptığı hareketler de vücuduna esneklik kazandırır.
 
Oyunun Çocuğun Duygusal ve Sosyal Gelişimine Olan Etkileri;
Çocuğun yaşantısında bir de iç dünyası vardır. Çocuğun duyguları ile oyun arasındaki
ilişkiyi “Çocuk oyunlarında bilinç dışı istek ve zorluklarını yaşar” sözleriyle ilk kez Freud
ortaya koymuştur.
Çocuk, oyunla duygusal açıdan güvenli bir çevrede hayal etmenin zevkini yaşar ve
duygularını bu ortamda özgürce ifade eder.
Mutluluk, sevinç, acı, üzüntü, güven duyma gibi birçok duygusal tepkiyi oyun yoluyla
öğrenebilir. Duygusal tepkilerin dramatize edilmesi, oyunlaştırılması çocuğun kendini
tanımasına yardımcı olur. Çocuk, oynadığı oyun yoluyla benmerkezcilikten ayrılır. Kendine
olan güveni gelişir. Başkalarının duygularını anlar.
Çocuğun duygularındaki olumlu ya da olumsuz tüm gelişmeleri oyun esnasında
öğrenip onu doğru yönlendirebilmemiz oyunla mümkün olur.
Çocuk; doğru-yanlış, haklı-haksız, uyulması gerekli kurallar gibi birçok toplumsal ve
ahlaki kavramları oyun sırasında öğrenir ve benimser.
 Bir gruba ait olma ihtiyacını karşıladığı oyun sayesinde saldırganlıklarını kontrol
etme, başkalarının hakkına saygı gösterme, paylaşma, kendi hak ve özgürlüklerini koruma,
iletişim kurma becerileri geliştirir. Ayrıca oyun yolu ile kendi cinsel kimliğini kazanır ve
benimser. Çevresindeki nesne ve canlıları korumayı ve onlara zarar vermemeyi, iş birliği
yaparak çalışmayı öğrenir. Arkadaşlık kurarak toplumsallaşır.